ТУРЕЦКИЙ ЯЗЫК. Türkçe oğreniyorum. Русский язык. Rusça oğreniyorum.

Объявление

ТУРЕЦКИЙ ЯЗЫК В СКАЙПЕ с 15 июля. Объявляется набор в группы В1 (только 3 человека), A2 и А1 (4-8 человек) https://www.facebook.com/groups/ogren.turkce/permalink/2119387888072789

Информация о пользователе

Привет, Гость! Войдите или зарегистрируйтесь.



Anadolu Masalları» (Tembel Ahmet )

Сообщений 1 страница 2 из 2

1

Tembel Ahmet (Ленивый Ахмед)

Dünyamızdan çok tembeller geldi geçti (на свете много лентяев было: «приходили, прошли»), tembellikleri dillere destan oldu (их лень притчей во языцех стала), ama hiçbiri Tembel Ahmet'e benzemedi (но никто на Ленивого Ахмеда не был похож), hiçbiri Tembel Ahmet kadar tembel değildi (никто таким ленивым, как Ленивый Ахмед, не был). Tembel Ahmet tembellerin en tembeliydi (Ленивый Ахмед из лентяев самый ленивый был), tembellikte kimsecikler su dökemezdi onun eline (в лени никто ему в подметки не годился: «воду не мог полить на его руку»; eline su dökemez — быть недостойным кого-л., не годиться в подметки кому-л). Çalışmak, ufak tefek bir iş yapmak şöyle dursun, yerinden bile kalkmazdı bizimki (работать, маленькую вещь сделать не мог, с места даже не вставал наш /герой/). Şuradan şuraya adım atmazdı (туда-сюда шагу не делал).

Dünyamızdan çok tembeller geldi geçti, tembellikleri dillere destan oldu, ama hiçbiri Tembel Ahmet'e benzemedi, hiçbiri Tembel Ahmet kadar tembel değildi. Tembel Ahmet tembellerin en tembeliydi, tembellikte kimsecikler su dökemezdi onun eline. Çalışmak, ufak tefek bir iş yapmak şöyle dursun, yerinden bile kalkmazdı bizimki. Şuradan şuraya adım atmazdı.

Anasının biricik oğluydu, babası da, kardeşleri de ölmüşlerdi (у матери он был единственный сын, отец и братья его умерли). Anacığı onu da yitirmek korkusuyla bir dediğini iki etmez (мамочка его из страха потерять его, ему не перечила: «на сказанное им одно второе не говорила»), her isteğini yerine getirirdi (все, что он хотел, исполняла; yer — место; getirmek — доставлять), sıcaktan soğuğa vurdurtmazdı elini (не заставляла его никакими домашними делами заниматься: «из горячего в холодное не давала совать руку»). Tembel Ahmet de ocağın başında yan gelip yatar (Ленивый Ахмед же к очагу боком повернувшись, лежал), hep öyle pinekler dururdu (и все вот так дремал; pineklemek — дремать). Canı bir şey istedi mi (если ему чего-нибудь хотелось), bahçeye çıkmak, ya da evdeki odaların en küçüğüne gitmek istedi mi (в сад выйти или в самую маленькую из комнат в доме (туалет) пойти хотел, если), bir sağa bir sola sallanmaya başlardı (из стороны в сторону: «направо налево» покачиваться начинал).

Anasının biricik oğluydu, babası da, kardeşleri de ölmüşlerdi. Anacığı onu da yitirmek korkusuyla bir dediğini iki etmez, her isteğini yerine getirirdi, sıcaktan soğuğa vurdurtmazdı elini. Tembel Ahmet de ocağın başında yan gelip yatar, hep öyle pinekler dururdu. Canı bir şey istedi mi, bahçeye çıkmak, ya da evdeki odaların en küçüğüne gitmek istedi mi, bir sağa bir sola sallanmaya başlardı.

Anası da Tembel Ahmet'in sallanmaya başladığını görür görmez koşup gelir (мать, что Ленивый Ахмед качаться начал, заметив, подбегала к нему) "Ne var, yavrum?" diye sorardı (что случилось, сынок, спрашивала). Tembel Ahmet öyle tembel, öyle tembeldi ki (Ленивый Ахмед такой ленивый, такой ленивый был, что), istediği şeyi bile söylemez (чего ему хочется, даже не мог сказать), usul usul sallanmakla yetinirdi (тихо-тихо покачиваться продолжает). Anacığı neler isteyebileceğini düşünür (мать о его возможных пожеланиях думает), aklına gelenleri birer birer saymaya başlardı (на ум приходящее по очереди произносить начинает). "Su mu istiyorsun? Karnın mı acıktı (воды, что ли, хочешь? проголодался, что ли: «живот твой открыт»)? Bahçeye mi çıkarayım seni (в сад, что ли, вынести тебя)? Canın gül koklamak mı istedi (тебе: «душе твоей» розочку понюхать захотелось)? Şey mi edeceksin (что-нибудь сделать хочешь)?"

Anası da Tembel Ahmet'in sallanmaya başladığını görür görmez koşup gelir, "Ne var, yavrum?" diye sorardı. Tembel Ahmet öyle tembel, öyle tembeldi ki, istediği şeyi bile söylemez, usul usul sallanmakla yetinirdi. Anacığı neler isteyebileceğini düşünür, aklına gelenleri birer birer saymaya başlardı. "Su mu istiyorsun? Karnın mı acıktı? Bahçeye mi çıkarayım seni? Canın gül koklamak mı istedi? Şey mi edeceksin?"

Kadıncağız, aklına ne gelirse (бедной женщине на ум что придет), hepsini sıralardı art arda (все по очереди высказывает; art — спина; art arda — одно за другим; sıra — ряд; sıralamak — ставить в ряд). Tembel Ahmet'in istediği şeyi söyledi mi (если то, что Ленивый Ахмед хочет, назовет) Tembel Ahmet sallanmayı keserdi (Ленивый Ахмед качаться прекращал). "Evet!" derdi üşene üşene (да, говорил нехотя). Anacığı da yemek istiyorsa yemek getirir (мать, если он есть хотел, еду приносила), ağzına verip yedirtir (из ложечки: «к его рту приблизив» кормила), gezmek istiyorsa sırtına alıp gezdirirdi (если гулять хотел, на спину взвалив, на прогулку тащила). Bu iş böyle sürer giderdi (так это дело продолжалось). O sıralarda o olağanüstü olay çıkmasa (если бы, между тем, необычное происшествие не случилось), daha da sürecekti (так бы и продолжалось).

Kadıncağız, aklına ne gelirse, hepsini sıralardı art arda. Tembel Ahmet'in istediği şeyi söyledi mi Tembel Ahmet sallanmayı keserdi. "Evet!" derdi üşene üşene. Anacığı da yemek istiyorsa yemek getirir, ağzına verip yedirtir, gezmek istiyorsa sırtına alıp gezdirirdi. Bu iş böyle sürer giderdi. O sıralarda o olağanüstü olay çıkmasa, daha da sürecekti.

Tembel Ahmet'in oturduğu kentin (в городе, где жил Ленивый Ахмед) padişahının üç kızı vardı (у падишаха три дочери было). Bir de oğlu vardı ya kendisini ne zamandır kimsecikler görmezdi (сын тоже был, но его с давних пор никто не видел), kimi çok uzak bir ülkeye gittiğini (кто-то говорил, что он в далекую страну уехал), kimi de çoktandır delirdiğini (кто-то, что он давно сошел с ума), delirdiği için herkesten gizlendiğini (из-за того, что он сошел с ума, ото всех его скрывали; herkes — каждый) ortaya çıkarılmadığını söylerdi (не показывался, говорили; orta — середина; ortaya çıkmak — показывать). Her neyse (было — не было), padişahın üç kızının üçü de evlenecek çağa geldi (трем дочерям падишаха замуж выходить пора пришла), hattâ büyük kızın evlenme çağının geçtiği bile söylenebilirdi (даже, кроме того, старшая дочь засиделась в девках: «замужества срок пропустила» можно было сказать).

Tembel Ahmet'in oturduğu kentin padişahının üç kızı vardı. Bir de oğlu vardı ya kendisini ne zamandır kimsecikler görmezdi, kimi çok uzak bir ülkeye gittiğini, kimi de çoktandır delirdiğini, delirdiği için herkesten gizlendiğini, ortaya çıkarılmadığını söylerdi. Her neyse, padişahın üç kızının üçü de evlenecek çağa geldi, hattâ büyük kızın evlenme çağının geçtiği bile söylenebilirdi.

Ne var ki (однако), koskoca bir padişah kızı olduğu ve sarayda oturduğu için (из-за того, что великого падишаха дочерью она была и во дворце жила), "evde kalmış bir kız" olduğunu (что она была старой девой: «дома оставшаяся девушка») söylemek zordu (сказать было трудно). Hâlâ evlenmeyişinin nedeni babasının bu işi hiç düşünmemiş olmasıydı (причиной тому, что она еще не вышла замуж, должно было быть то, что отец об этом совсем не думал). Ama en sonunda bir gün düşündü (но, в конце концов, однажды задумался), üç kızının üçünü birden evlendirmeye karar verdi (всех трех дочерей сразу замуж выдать решил). Nedense tuhaf şeyleri severdi (только необычные вещи он любил). Bunun için, kızlarına "Nasıl kocalar istiyorsunuz?" dedi (поэтому у дочерей, каких мужей вы хотите, спросил).

Ne var ki, koskoca bir padişah kızı olduğu ve sarayda oturduğu için, "evde kalmış bir kız" olduğunu söylemek zordu. Hâlâ evlenmeyişinin nedeni babasının bu işi hiç düşünmemiş olmasıydı. Ama en sonunda bir gün düşündü, üç kızının üçünü birden evlendirmeye karar verdi. Nedense tuhaf şeyleri severdi. Bunun için, kızlarına "Nasıl kocalar istiyorsunuz?" dedi.

Büyük kız iyice olmuş (старшая дочь перезрелый), hafiften de içi geçmiş bir karpuz getirdi (слегка внутри подпорченный арбуз принесла). Ortanca kız olgun (средняя дочь спелый), hem de kocaman bir karpuz seçti (и огромный арбуз выбрала). Padişahın küçük kızı tuhaflıktan hoşlanmaz (младшая дочь падишаха странности не любила), kısacık, dümdüz yollar dururken (короткими и прямыми путями она шла) dolambaçlı yollardan gitmeyi hiç mi hiç sevmezdi (извилистыми путями ходить ну совсем не любила), biraz da sinirliydi (к тому же у нее был крутой нрав: «была раздраженной, чувствительной»; sinir — нервы). Bu nedenle babasına kızdı (поэтому на отца разозлилась), daha hiç olmamış (еще совсем не зрелый), çekirdekleri bile bitmemiş (без косточек даже) bir karpuz verdi eline (арбуз отдала ему в руки).

Büyük kız iyice olmuş, hafiften de içi geçmiş bir karpuz getirdi. Ortanca kız olgun, hem de kocaman bir karpuz seçti. Padişahın küçük kızı tuhaflıktan hoşlanmaz, kısacık, dümdüz yollar dururken dolambaçlı yollardan gitmeyi hiç mi hiç sevmezdi, biraz da sinirliydi. Bu nedenle babasına kızdı, daha hiç olmamış, çekirdekleri bile bitmemiş bir karpuz verdi eline.

Padişah büyük kızının karpuzunu gördükten sonra (падишах старшей дочери арбуз увидев), onu birinci vezirinin oğluyla evlendirmeye karar verdi (ее за сына первого визира выдать решил). Birinci vezirin oğlu akıllı uslu ve olgun bir adamdı (сын первого визира умный, благородный и зрелый человек) pek olgundu (очень зрелый), hem bilgili ve çalışkandı (и образованный, и работящий), hem de kendinden büyüklerin her isteğini yerine getirmeye çalışırdı (кроме того, все желания старших исполнять старался). Ortanca kızını ikinci vezirin oğluna verdi (среднюю дочь за сына второго визира отдал). İkinci vezirin oğlu yirmi beş, yirmi altı yaşlarındaydı (сыну второго визира было двадцать пять-двадцать шесть лет), olgunluğunun eşiğine geliyordu (в период зрелости входил), o da çalışkan bir adamdı, babasının sözünden çıkmazdı (он тоже был трудолюбивым человеком, словам отца не перечил; çıkmak — выходить). Üstelik yapılı ve güçlüydü, tuttuğunu koparırdı (кроме того, он был хорошо сложен и силен, своего не упускал: «то, что поймал, не отпускал»; üstelik — вдобавок).

Padişah büyük kızının karpuzunu gördükten sonra, onu birinci vezirinin oğluyla evlendirmeye karar verdi. Birinci vezirin oğlu akıllı uslu ve olgun bir adamdı, pek olgundu, hem bilgili ve çalışkandı, hem de kendinden büyüklerin her isteğini yerine getirmeye çalışırdı. Ortanca kızını ikinci vezirin oğluna verdi. İkinci vezirin oğlu yirmi beş, yirmi altı yaşlarındaydı, olgunluğunun eşiğine geliyordu, o da çalışkan bir adamdı, babasının sözünden çıkmazdı. Üstelik yapılı ve güçlüydü, tuttuğunu koparırdı.

Padişah küçük kızının getirdiği karpuzu kesince (когда падишах младшей дочерью принесенный арбуз разрезал) gözlerine inanamadı (он не мог поверить своим глазам). Karpuz hamdı, çekirdekleri bile yoktu (арбуз был незрелым, у него семечек даже не было). Bunda bir yanlışlık da olamazdı (и здесь ошибки быть не могло). Küçük kızı hem en güzel, hem en akıllı kızıydı (младшая дочь и самая красивая, и самая умная была), hiç yanlışlık yapmazdı (никогда не ошибалась). Öyleyse ham bir karpuz seçmesinin içinde (а значит, в том, что она незрелый арбуз выбрала) bir bit yeniği vardı (было что-то не то; bit yeneği — скрытый изъян, червоточина). Düpedüz alay etmek derlerdi bunun adına (точнее, такое называли насмешкой). Padişah küplere bindi (падишах пришел в ярость: «на чашки залез»; küplere binmek — сильно рассердиться). Serde padişahlık vardı (он же был падишахом: «на голове чалма падишаха была»; serde… var — (шутл.) он у нас ведь…, имеются еще и…), içinden kızını öldürtmek bile geçti (даже подумывал дочь свою казнить). Ama bunu yapmadı, kendini tuttu (но этого не сделал, себя сдержал). Kendini tuttu ya kızından öç almaktan geri durmadı (сдержался, но дочери отомстить: «месть взять» не расхотел; geri — назад, обратно).

Padişah küçük kızının getirdiği karpuzu kesince gözlerine inanamadı. Karpuz hamdı, çekirdekleri bile yoktu. Bunda bir yanlışlık da olamazdı. Küçük kızı hem en güzel, hem en akıllı kızıydı, hiç yanlışlık yapmazdı. Öyleyse ham bir karpuz seçmesinin içinde bir bit yeniği vardı. Düpedüz alay etmek derlerdi bunun adına. Padişah küplere bindi. Serde padişahlık vardı, içinden kızını öldürtmek bile geçti. Ama bunu yapmadı, kendini tuttu. Kendini tuttu ya kızından öç almaktan geri durmadı.

Seçtiği karpuz gibi bir adamla (за такого же, как выбранный ею арбуз, человека) evlendirecekti onu (выдаст замуж ее). Ülkesinin dört bir yanında tellallar bağırttı (на четыре стороны своей страны заставил глашатаев кричать; bağırmak — кричать; bağırtmak — заставить кричать, приказать кричать), ülkenin en tembel, en mızmız, en uyuşuk, en aptal, en ham, en işe yaramaz adamına kızını vermek istediğini bildirtti (что за самого ленивого, самого капризного, самого вялого, самого глупого, самого незрелого, самого беспомощного человека свою дочь отдать хочет, заставил сообщить; yaramak — годиться). Tembellerden, mızmızlardan aptallardan çok, açıkgözleri sevindirdi bu karar (больше чем все ленивые, капризные и глупые, этому решению обрадовались хитрецы). Açıkgözler, böyle güzel bir fırsatı kaçırmak istemediler (хитрецы такую хорошую возможность упустить не хотели). Türlü türlü kılıklara girdiler (переоделись: «различные облики приняли»), padişahın önüne geldiler (перед падишахом предстали), etmedik budalalık bırakmadılar (не осталось глупостей, которых бы они не сделали), tembelliklerini, mızmızlıklarını göstermeye çalıştılar (свою лень и капризы демонстрировать стараются).

Seçtiği karpuz gibi bir adamla evlendirecekti onu. Ülkesinin dört bir yanında tellallar bağırttı, ülkenin en tembel, en mızmız, en uyuşuk, en aptal, en ham, en işe yaramaz adamına kızını vermek istediğini bildirtti. Tembellerden, mızmızlardan aptallardan çok, açıkgözleri sevindirdi bu karar. Açıkgözler, böyle güzel bir fırsatı kaçırmak istemediler. Türlü türlü kılıklara girdiler, padişahın önüne geldiler, etmedik budalalık bırakmadılar, tembelliklerini, mızmızlıklarını göstermeye çalıştılar.

Birçokları bunu başardı da (многим это удалось). Su katılmamış aptallar gibi (как последние дураки: «неразбавленные»; katılmak — добавляться, примешиваться), çalışma nedir bilmeyen tembeller gibi (что такое работа не знающие лентяи) görünenler oldu (выглядели), ama bunların hiçbiri (но из них никто), sarayın kapısından çıkar çıkmaz (за двери дворца выйдя) eski durumuna dönmekte gecikmedi (в прежнее обличие вернуться не замедлил). Hiçbiri bir padişahın kendinden daha akıllı olabileceğini, arkasından bakacağını düşünmemişti (никто не подумал, что падишах их умнее был и за ними подглядывал). Bu nedenle umutları boşa çıktı (поэтому их надежды испарились: «в пустую вышли»). Bir sürü sopa yediler bu yüzden (несколько раз палками их высекли: «они палки съели» по этой причине), eşek sudan gelinceye kadar dövüldüler (отдубасили их: «до тех пор, пока осел из воды не выйдет, били»). Tellallar kentin dört bir yanında bağırmayı sürdürdüler (глашатаи на четыре стороны кричать продолжали). Sesleri Tembel Ahmet'in kulağına kadar geldi (их голоса и до ушей Ленивого Ахмеда дошли). Tembel Ahmet tellalların bağırtısını duyunca (Ленивый Ахмед, глашатаев крики услышав) yüzünü buruşturdu (поморщился), bir o yana, bir bu yana sallanmaya başladı (из стороны в сторону качаться начал). Anasını yanına çağırdı (мать к себе подозвал).

Birçokları bunu başardı da. Su katılmamış aptallar gibi, çalışma nedir bilmeyen tembeller gibi görünenler oldu, ama bunların hiçbiri, sarayın kapısından çıkar çıkmaz eski durumuna dönmekte gecikmedi. Hiçbiri bir padişahın kendinden daha akıllı olabileceğini, arkasından bakacağını düşünmemişti. Bu nedenle umutları boşa çıktı. Bir sürü sopa yediler bu yüzden, eşek sudan gelinceye kadar dövüldüler. Tellallar kentin dört bir yanında bağırmayı sürdürdüler. Sesleri Tembel Ahmet'in kulağına kadar geldi. Tembel Ahmet tellalların bağırtısını duyunca yüzünü buruşturdu, bir o yana, bir bu yana sallanmaya başladı. Anasını yanına çağırdı.

"Ana gel de şu kulaklarımı tut (мать, иди и уши мои руками закрой), dışarıda bağırıp duruyorlar (на улице все кричат и кричат), kulağımı çınlatıyorlar (в ушах звенит), rahatsız oluyorum (это меня беспокоит)," dedi.
Anası bu dediğini yerine getirmedi (мать то, что он сказал, не исполнила); tam tersine, bu sese kulak vermesini söyledi (наоборот, этот голос послушать сказала). Tembel Ahmet öylesine tembeldi ki (Ленивый Ахмед был таким ленивым, что), tellalların ne söylediklerini anlamaya bile çalışmadı (то, что глашатаи говорили, понять даже и не пытался). Ama anası yalvardı (но мать его взмолилась):
"Ahmet'im, Tembel Ahmet'im (ах, Ахмед мой, Ленивый Ахмед мой), gel dinle sözümü (пойди, послушай мои слова), padişaha git, bir görün (иди к падишаху, покажись). Belki de kızını sana verir (может быть, свою дочь за тебя отдаст). Bir gün benim gözlerim kapanırsa, durumun ne olur (однажды я умру: «если глаза мои закроются», с тобой что будет)? Padişahın kızını alırsan (а если дочь падишаха получишь), ölünceye kadar rahat edersin (до самой смерти будешь жить спокойно), gel dinle sözümü (пойди, послушай мои слова)," dedi.

"Ana gel de şu kulaklarımı tut, dışarıda bağırıp duruyorlar, kulağımı çınlatıyorlar, rahatsız oluyorum," dedi.
Anası bu dediğini yerine getirmedi; tam tersine, bu sese kulak vermesini söyledi. Tembel Ahmet öylesine tembeldi ki, tellalların ne söylediklerini anlamaya bile çalışmadı. Ama anası yalvardı:
"Ahmet'im, Tembel Ahmet'im, gel dinle sözümü, padişaha git, bir görün. Belki de kızını sana verir. Bir gün benim gözlerim kapanırsa, durumun ne olur? Padişahın kızını alırsan, ölünceye kadar rahat edersin, gel dinle sözümü," dedi.

Ama Tembel Ahmet hiç oralı olmadı (но Ленивый Ахмед не обращает внимания: «словно не местный»). Olmadı ya anası da yalvarmakla kalmadı (не обращает, но мать его на уговорах не остановилась). Oğlunun tembelliğine güveniyor (в лень своего сына верила), bu güzel fırsatı kaçırmak istemiyordu (такую хорошую возможность упускать не хотела). Tembel Ahmet'i sırtladığı gibi saraya vardı (Ленивого Ахмеда, чуть ли не на спину взвалив, до дворца дотащила), padişahın önüne bıraktı (перед лицом падишаха оставила). Padişah şaşırdı kaldı (падишах оторопел; şaşırmak — теряться, недоумевать; kalmak — остаться /здесь передает удивленное состояние/). Böyle koskocaman bir adamın, anasının sırtına bineceği hiç aklına gelmezdi (что такой громадный мужчина на спине у матери мог сидеть, ему и в голову не приходило). Bunun da bir düzen, bir oyun olduğunu düşündü (подумал, что это тоже хитрость, розыгрыш). İşin iç yüzünü anlamak için (суть дела чтобы понять) Tembel Ahmet'e sorular sordu (Ленивому Ахмеду стал вопросы задавать). Tembel Ahmet soruların hiçbirine yanıt vermedi (Ленивый Ахмед ни на один из его вопросов ответ не дал). Yalnız bön bön anasına baktı (только тупо на мать смотрел):

Ama Tembel Ahmet hiç oralı olmadı. Olmadı ya anası da yalvarmakla kalmadı. Oğlunun tembelliğine güveniyor, bu güzel fırsatı kaçırmak istemiyordu. Tembel Ahmet'i sırtladığı gibi saraya vardı, padişahın önüne bıraktı. Padişah şaşırdı kaldı. Böyle koskocaman bir adamın, anasının sırtına bineceği hiç aklına gelmezdi. Bunun da bir düzen, bir oyun olduğunu düşündü. İşin iç yüzünü anlamak için Tembel Ahmet'e sorular sordu. Tembel Ahmet soruların hiçbirine yanıt vermedi. Yalnız bön bön anasına baktı:

"Ana, bu adam ne diyor (мать, этот человек что говорит)? Ben böyle uzun sözleri anlamam (я такие длинные речи не понимаю). Uzun uzun da konuşamam (и сам долго говорить не могу). Ona söyle de sussun (скажи ему, чтобы замолчал)!" dedi (говорил).
Çok da şapşal bir görünüşü vardı (очень вялым он выглядел: «его вид был»), padişah nerdeyse kahkahayı koparacaktı (падишах чуть было не рассмеялся; kahkaha — хохот; koparmak — отрывать, разрывать), ama koparmadı (но не засмеялся), kızmış gibi davrandı (вел себя так, словно был разозлен):
"Defol burdan! (убирайся отсюда) Böyle tembel adam görmedim (я такого ленивого человека не видел)! Şimdi seni ayaklarımın altına alırım, ezerim (сейчас как подниму над тобой ногу: «возьму тебя под мои ноги» и растопчу)!" diye haykırdı (закричал).
Tembel Ahmet kılını bile kıpırdatmadı (Ленивый Ахмед даже не пошевелился: «волосом не пошевелил»). Korka korka anasına baktı (испуганно посмотрел на мать), gözlerinde yaşlar vardı (в глазах его были слезы). Padişah yerinden sıçradı (падишах вскочил с места):
"Defolun!" diye yineledi (проваливайте, повторил).

"Ana, bu adam ne diyor? Ben böyle uzun sözleri anlamam. Uzun uzun da konuşamam. Ona söyle de sussun!" dedi.
Çok da şapşal bir görünüşü vardı, padişah nerdeyse kahkahayı koparacaktı, ama koparmadı, kızmış gibi davrandı:
"Defol burdan! Böyle tembel adam görmedim! Şimdi seni ayaklarımın altına alırım, ezerim!" diye haykırdı.
Tembel Ahmet kılını bile kıpırdatmadı. Korka korka anasına baktı, gözlerinde yaşlar vardı. Padişah yerinden sıçradı:
"Defolun!" diye yineledi.

Anası Tembel Ahmet'i gene sırtına aldı (мать Ленивого Ахмеда снова на спину взвалила), ıkına sıkına götürdü (тяжело дыша, понесла). Padişah onların da arkasından baktı (падишах же смотрел им вслед). Kadıncağız, Tembel Ahmet'i sırtına almış (бедная женщина Ленивого Ахмеда на спину подняла), yavaş yavaş gidiyordu (медленно-медленно шла). Gelen geçen şaşkın şaşkın bakıyor (проходящие удивленно оглядывались), ama Tembel Ahmet hiçbirini umursamıyordu (но Ленивый Ахмед ни на кого внимание не обращал).
Bunları gördükten sonra (после увиденного), padişahın hiç kuşkusu kalmadı (у падишаха никаких сомнений не осталось). Aradığı adamı bulmuştu (человек, которого он искал, найден), dünyayı arasa bundan tembelini, bundan mızmızını bulamazdı (на всем свете ленивее и капризнее его не найти; aramak — искать; arasa — если будет искать).

Anası Tembel Ahmet'i gene sırtına aldı, ıkına sıkına götürdü. Padişah onların da arkasından baktı. Kadıncağız, Tembel Ahmet'i sırtına almış, yavaş yavaş gidiyordu. Gelen geçen şaşkın şaşkın bakıyor, ama Tembel Ahmet hiçbirini umursamıyordu.
Bunları gördükten sonra, padişahın hiç kuşkusu kalmadı. Aradığı adamı bulmuştu, dünyayı arasa bundan tembelini, bundan mızmızını bulamazdı.

Hemen buyruk çıkarıp (сразу приказ издал) düğün hazırlıklarının başlamasını söyledi (к свадьбе подготовку начать повелел). Üç düğün bir arada yapıldı (три свадьбы сразу были сыграны). Yenildi, içildi, gülündü, eğlenildi (ели, пили, веселились, развлекались), düğün kırk gün, kırk gece sürdü (свадьба сорок дней, сорок ночей длилась). En sonunda bitti (в конце концов, окончилась). Gelinler yeni evlerine gönderildi (невесты в новые дома отправлены были). Küçük kız da çeyizleriyle birlikte Tembel Ahmet'in evine geldi (младшая дочь вместе с приданым в дом Ленивого Ахмеда пришла).

Hemen buyruk çıkarıp düğün hazırlıklarının başlamasını söyledi. Üç düğün bir arada yapıldı. Yenildi, içildi, gülündü, eğlenildi, düğün kırk gün, kırk gece sürdü. En sonunda bitti. Gelinler yeni evlerine gönderildi. Küçük kız da çeyizleriyle birlikte Tembel Ahmet'in evine geldi.

Koskoca bir padişah kızıydı (она была дочерью великого падишаха), padişah da kızlarına çeyiz verirken ayrılık gözetmemişti (падишах, дочерям приданое выдавая, не поскупился; ayrılık — разделение, расставание; gözetmek — смотреть, присматривать). Bunun için, padişahın güzel kızı (поэтому красивая дочь падишаха), çeyizini Tembel Ahmet'in küçük evine yerleştirmekte güçlük çekti (с размещением своего приданого в маленьком доме Ленивого Ахмеда испытывала трудности). Kimini üst üste yığdı (что-то друг на друга взгромоздила), kimini de karyolanın altına yerleştirdi (что-то под кровать запихнула). Tembel Ahmet bir köşede oturup bütün bunlara aptal aptal bakmakla yetindi (Ленивый Ахмед в углу сидел и на все на это тупо посматривал; yetinmek — ограничиваться). Kız da bir şey söylemedi, ne güldü, ne ağladı, ne şaşırdı (девушка ничего не говорила, не смеялась, не плакала, не удивлялась). Tembel Ahmet'in ne mal olduğunu çoktan öğrenmişti (что за тип был Ленивый Ахмед, она давно поняла).

Koskoca bir padişah kızıydı, padişah da kızlarına çeyiz verirken ayrılık gözetmemişti. Bunun için, padişahın güzel kızı, çeyizini Tembel Ahmet'in küçük evine yerleştirmekte güçlük çekti. Kimini üst üste yığdı, kimini de karyolanın altına yerleştirdi. Tembel Ahmet bir köşede oturup bütün bunlara aptal aptal bakmakla yetindi. Kız da bir şey söylemedi, ne güldü, ne ağladı, ne şaşırdı. Tembel Ahmet'in ne mal olduğunu çoktan öğrenmişti.

Tembel Ahmet anlı şanlı bir padişah kızı almıştı (Ленивый Ахмед могущественного падишаха дочь /в жены/ взял), koskoca bir padişah damadı olmuştu (великого падишаха стал зятем; damat — зять султана) ya yaşayışı hiç mi hiç değişmemişti (стал, но жизнь его совсем не изменилась). Gene bir şey istedi mi sallanmaya başlıyor (снова как что-нибудь захочет, качаться начинает), anası koşup gelerek isteyebileceği şeyleri saymaya başlıyordu (мать его прибегает, то, что он может хотеть, перечислять начинает). Hemen yerine getiriyordu istediğini (сразу же исполняет желаемое). Padişah kızı bir köşeye çekilip bakıyor, kendi kendini yiyordu (дочь падишаха, отойдя в угол, смотрела, терзалась: «сама себя ела»). Ama kızdığını belli etmiyordu şimdilik (но злость свою не показывала пока). Bir gün gene Tembel Ahmet sallanmaya başlayıp da (однажды, когда Ленивый Ахмед снова раскачиваться начал) "Ayakyoluna mı gideceksin?" sözünü "Evet!" diye yanıtlayınca (на вопрос «во двор, что ли, хочешь» ответ «да» услышав; ayakyolu — отхожее место), padişahın kızı gülümsedi (дочь падишаха улыбнулась), kalktı, kaynanasının önüne geçti (встала, свекрови дорогу преградила; geçmek — пересекать).
"Sen yorulma, kocamı ben götüreceğim!" dedi (не беспокойся, своего мужа я сама отнесу).

Tembel Ahmet anlı şanlı bir padişah kızı almıştı, koskoca bir padişah damadı olmuştu ya yaşayışı hiç mi hiç değişmemişti. Gene bir şey istedi mi sallanmaya başlıyor, anası koşup gelerek isteyebileceği şeyleri saymaya başlıyordu. Hemen yerine getiriyordu istediğini. Padişah kızı bir köşeye çekilip bakıyor, kendi kendini yiyordu. Ama kızdığını belli etmiyordu şimdilik. Bir gün gene Tembel Ahmet sallanmaya başlayıp da "Ayakyoluna mı gideceksin?" sözünü "Evet!" diye yanıtlayınca, padişahın kızı gülümsedi, kalktı, kaynanasının önüne geçti.
"Sen yorulma, kocamı ben götüreceğim!" dedi.

Tembel Ahmet'in anası şaşırdı (мать Ленивого Ахмеда удивилась), "Aman kızım, etme, eyleme, sen bir padişah kızısın (Боже, дочь моя, не делай этого, ты же дочь падишаха; eylemek — делать, создавать), incesin, güzelsin, şöylesin böylesin, bu iş sana yaraşır mı (ты тоненькая, красивая, такая-растакая, такое дело подобает ли тебе делать)?" deyip uzun uzun yalvardıysa da (долго-долго приговаривала; yalvarmak — просить, умолять) padişahın kızı dinlemek bile istemedi (но дочь падишаха слышать даже не хотела).
"Kocamdır, elbette götürürüm!" diye yanıtladı (он муж мой, конечно понесу его я, ответила).
Tembel Ahmet'i sırtına aldı (Ленивого Ахмеда на спину взвалила). Aldı, ama dilediği yere götürmedi onu (взвалила, но туда, куда он хотел, не отнесла его). Dosdoğru mutfağa getirdi (прямёхонько на кухню отнесла; doğru — прямой).

Tembel Ahmet'in anası şaşırdı, "Aman kızım, etme, eyleme, sen bir padişah kızısın, incesin, güzelsin, şöylesin böylesin, bu iş sana yaraşır mı?" deyip uzun uzun yalvardıysa da padişahın kızı dinlemek bile istemedi.
"Kocamdır, elbette götürürüm!" diye yanıtladı.
Tembel Ahmet'i sırtına aldı. Aldı, ama dilediği yere götürmedi onu. Dosdoğru mutfağa getirdi.

Kapıyı kapattıktan sonra (дверь закрыв), Tembel Ahmet'i var gücüyle yere fırlattı (Ленивого Ахмеда со всей силы на пол бросила). Tembel Ahmet neye uğradığını bilemedi (Ленивый Ахмед, что случилось, не понял), hüngür hüngür ağlamaya başladı (плакать начал; hüngür hüngür — подражание плачу, рыданию). Padişahın kızı kulak asmadı (дочь падишаха не обращала внимание; kulak — ухо; asmak — подвешивать). Bu kadarla kalsa gene iyi (и на этом если бы остановилась)! Ama nerde (но где там)? Hemen ocağa gitti (сразу подошла к очагу). Ocaktan uçları alev alev odunlar çekip (из очага с раскаленным концом полено вытянув; alev — пламя, язык пламени) bir güzel dövdü Tembel Ahmet'i (очень сильно избила Ленивого Ахмеда). Başında, sırtında, elinde, kolunda, kaba etlerinde (на голове, на спине, на кистях, на руках, на заду: «грубое мясо»; kaba et — ягодицы) çürütmedik yer bırakmadı (живого места не оставила; çürütmek — сгноить; вялить /мясо/). Odunlardan kıvılcımlar sıçradı (от полена искры летели). Tembel Ahmet uzun zaman tembellikten kurtulamadı (Ленивый Ахмед долгое время от лени не мог избавиться). Olduğu yerde durdu, upuzun uzanıp kaldı (на месте лежал, растянувшись).

Kapıyı kapattıktan sonra, Tembel Ahmet'i var gücüyle yere fırlattı. Tembel Ahmet neye uğradığını bilemedi, hüngür hüngür ağlamaya başladı. Padişahın kızı kulak asmadı. Bu kadarla kalsa gene iyi! Ama nerde? Hemen ocağa gitti. Ocaktan uçları alev alev odunlar çekip bir güzel dövdü Tembel Ahmet'i. Başında, sırtında, elinde, kolunda, kaba etlerinde çürütmedik yer bırakmadı. Odunlardan kıvılcımlar sıçradı. Tembel Ahmet uzun zaman tembellikten kurtulamadı. Olduğu yerde durdu, upuzun uzanıp kaldı.

Ama böyle yatıp duracak olursa (но вот так дальше валяться), tatlı candan olmak vardı (лишиться жизни: «милой души» значило; tatlı — сладкий). Bunun için bütün gücünü toplayıp (поэтому все силы собрал) yerinden sıçrayarak kapıya koştu (с места вскочив, к двери побежал). Kapı kilitliydi (дверь была заперта), zorladı, açamadı (ломать ее стал, открыть не смог; zorlamak — принуждать, употреблять усилия; zor — сила). Soluğu pencerede aldı (дыхание у окна перевел). Pencereyi açtı, kendini aşağıya attı (окно открыл, вниз выпрыгнул: «себя бросил»). Sırt üstü düştü (на спину упал), yığıldı kaldı (валяться остался). Her yanı sızlıyor (бока его болят), ateş gibi yanıyordu (словно огнем горят), bir zaman kımıldayamadı (долгое время не мог пошевелиться). Gözleri hep pencerede (глаза все к окну прикованы), karısında (к жене), karısının elindeki odundaydı (к полену в ее руке). Karısı pencereden aşağıya doğru eğildi (жена его высунулась из окна прямо вниз):

Ama böyle yatıp duracak olursa, tatlı candan olmak vardı. Bunun için bütün gücünü toplayıp yerinden sıçrayarak kapıya koştu. Kapı kilitliydi, zorladı, açamadı. Soluğu pencerede aldı. Pencereyi açtı, kendini aşağıya attı. Sırt üstü düştü, yığıldı kaldı. Her yanı sızlıyor, ateş gibi yanıyordu, bir zaman kımıldayamadı. Gözleri hep pencerede, karısında, karısının elindeki odundaydı. Karısı pencereden aşağıya doğru eğildi:

"Tembelliği, mızmızlığı bırak artık (лениться, капризничать бросай отныне), git, çalış, adam ol (уходи, работай, человеком стань), adam olmadan gelme!" diye seslendi (пока человеком не станешь, не возвращайся, крикнула).
Sonra pencereyi kapatıp odasına gitti (потом, окно закрыв, в комнату ушла). Tembel Ahmet'in anası oğlunun çığlıklarını (мать Ленивого Ахмета сына своего стоны) ve sırtına inen odunların şakırtısını duymuştu (и на спину опускаемого полена удары слышала) ya padişahın kızından çok korkmuştu doğrusu (но дочери падишаха очень испугавшись), yerinden kımıldamayı göze alamamıştı (с места подняться не посмела). Yerinden kımıldayamadığı gibi bir şey de soramadı (как не смогла пошевелиться, так и ничего спросить не смогла). Gelini de hiçbir şey söylemedi (невестка ее тоже ничего не говорила). Oturdu, elindeki sopayı yanına koydu (села, палку, что была в руке, рядом поставила). Yemek pişirdi (еду приготовила), nakış işledi (вышивкой занялась), çok güzel bir sesi vardı (у нее был очень красивый голос), türkü söyledi (песню: «тюркю» стала петь), hiç de öyle üzgün, hiç de öyle kızgın görünmedi (что она расстроена или рассержена, виду не подала).

"Tembelliği, mızmızlığı bırak artık, git, çalış, adam ol, adam olmadan gelme!" diye seslendi.
Sonra pencereyi kapatıp odasına gitti. Tembel Ahmet'in anası oğlunun çığlıklarını ve sırtına inen odunların şakırtısını duymuştu ya padişahın kızından çok korkmuştu doğrusu, yerinden kımıldamayı göze alamamıştı. Yerinden kımıldayamadığı gibi bir şey de soramadı. Gelini de hiçbir şey söylemedi. Oturdu, elindeki sopayı yanına koydu. Yemek pişirdi, nakış işledi, çok güzel bir sesi vardı, türkü söyledi, hiç de öyle üzgün, hiç de öyle kızgın görünmedi.

Tembel Ahmet, epey bir zaman yattıktan sonra (Ленивый Ахмед, долгое время провалявшись) ayağa kalktı (на ноги встал). Her yanı sızlıyordu, karnı da açtı (бока болят, кушать хочется). Evin çevresinde dolaştı (вокруг дома стал ходить), içeriye girmeyi gözü kesmedi (внутрь войти не решился; kesmek — резать), korktu (боялся). Anası da aşağıya inip bir şey getirmedi (и мать его вниз не спустилась, ничего не принесла). Tembel Ahmet başka yol kalmadığını anlayınca (Ленивый Ахмед понял, что другого пути не осталось), ömründe ilk kez (в жизни своей первый раз), hem de yürüye yürüye çarşıya gitti (да еще и пешком на рынок пошел). Sonra hiç akla sığmayacak (потом в голове неукладывающуюся; akıl — разум), kendisinden beklenmeyecek bir şey yaptı (от себя самого неожидаемую вещь сделал), çalıştı (поработал)! Akşama kadar çalıştı (до вечера работал), hamallık etti (носильщиком работал), beş kuruş kazandı (пять курушей заработал). Beş kuruşun bir kuruşuyla peynir ekmek aldı (на один из пяти курушей сыр и хлеб купил), karnını doyurdu (наелся: «живот наполнил»). Kalan parasını cebine koyup evinin kapısına geldi (оставшиеся деньги в карман положил, к двери дома подошел). Kapıyı çaldı (в дверь постучался). Anası aşağıya indi (мать его вниз спустилась):

Tembel Ahmet, epey bir zaman yattıktan sonra ayağa kalktı. Her yanı sızlıyordu, karnı da açtı. Evin çevresinde dolaştı, içeriye girmeyi gözü kesmedi, korktu. Anası da aşağıya inip bir şey getirmedi. Tembel Ahmet başka yol kalmadığını anlayınca, ömründe ilk kez, hem de yürüye yürüye çarşıya gitti. Sonra hiç akla sığmayacak, kendisinden beklenmeyecek bir şey yaptı, çalıştı! Akşama kadar çalıştı, hamallık etti, beş kuruş kazandı. Beş kuruşun bir kuruşuyla peynir ekmek aldı, karnım doyurdu. Kalan parasını cebine koyup evinin kapısına geldi. Kapıyı çaldı. Anası aşağıya indi:

"Kim o?" diye sordu (кто там, спросила).
"Benim," dedi Tembel Ahmet (я, сказал Ленивый Ахмед), "benim, ben, Tembel Ahmet'im (я это, я, Ленивый Ахмед)!"
Anası kapıyı açtı (мать открыла дверь).
"Ahmet'im, Tembel Ahmet'im, ciğer köşem, gelsene (Ахмед, Ленивый Ахмед мой, дитя мое любимое, заходи; çiğer — печень; köşe — уголок)!" dedi. "Gelsene içeri (заходи внутрь)!"
Tembel Ahmet, omuz silkti (плечами пожал), anasının sözlerini işitmemiş gibiydi (материны слова не слышал словно).
"Hanım evde mi?" dedi (жена моя дома, спросил).
"Evde (дома)!"
"Odun elinde mi (полено в руке)?"
"Elinde (в руке)!"
Tembel Ahmet korkusundan titredi (Ленивый Ахмед от страха затрясся), dört kuruşu anasına verdi (четыре куруша матери отдал).
"Al, sen şunu hanıma ver, ben gidiyorum (возьми, вот это отдай моей жене, я ухожу)! Sonra gene geleceğim (позже снова приду)!" dedi.

0

2

"Kim o?" diye sordu.
"Benim," dedi Tembel Ahmet, "benim, ben, Tembel Ahmet'im!"
Anası kapıyı açtı.
"Ahmet'im, Tembel Ahmet'im, ciğer köşem, gelsene!" dedi. "Gelsene içeri!"
Tembel Ahmet, omuz silkti, anasının sözlerini işitmemiş gibiydi.
"Hanım evde mi?" dedi.
"Evde!"
"Odun elinde mi?"
"Elinde!"
Tembel Ahmet korkusundan titredi, dört kuruşu anasına verdi.
"Al, sen şunu hanıma ver, ben gidiyorum! Sonra gene geleceğim!" dedi.

Anası yalvardı (мать его умоляла), yakardı (молила), ellerine sarıldı (за руки хватала; sarılmak — завертываться, обвиваться), kalmasını, odasına çıkmasını söylediyse de dinletemedi (чтобы он остался, из комнаты не выходил говорила хотя, но заставить послушаться не смогла; dinlemek — слушать; dinletmek — заставить слушать; dinletmemek — не заставить слушать; dinletememek — не смочь заставить слушать). Tembel Ahmet omuz silkti, yürüdü gitti (Ленивый Ахмед пожал плечами и ушел). Anacığı çok üzgündü, ama ne gelirdi elinden (его бедная матушка очень расстроилась, но что она могла поделать)? Kapıyı kapayıp yukarı çıktı (дверь закрыв, наверх поднялась). Dört kuruşu gelinin eline verdi (четыре куруша невестке в руки отдала):
"Bunu sana Tembel Ahmet yolladı (это тебе Ленивый Ахмед передал)," dedi.
Padişahın kızı dört kuruşu aldı (дочь падишаха четыре куруша взяла), uzun uzun baktı (долго-долго смотрела), sonra çok güzel bir kutu buldu (потом очень красивую шкатулку нашла), dört kuruşu içine koyup kapattı (четыре куруша внутрь положив, закрыла).
"Hadi göreyim seni, Tembel Ahmet (ну-ка посмотрим на тебя, Ленивый Ахмед)! Hadi göster kendini, Tembel Ahmet (ну-ка покажи себя, Ленивый Ахмед)!" diye mırıldandı (пробормотала).
Kutuyu kıvançla göğsüne bastırdı (шкатулку с гордостью к груди прижала). Kutuyu göğsüne bastırışını görenler (те, кто видел, как она шкатулку к груди прижимала): "Bu kız ya parayı, ya Tembel Ahmet'i çok seviyor!" derlerdi (эта девушка или деньги, или Ленивого Ахмеда очень любит, говорили).

Anası yalvardı, yakardı, ellerine sarıldı, kalmasını, odasına çıkmasını söylediyse de dinletemedi. Tembel Ahmet omuz silkti, yürüdü gitti. Anacığı çok üzgündü, ama ne gelirdi elinden? Kapıyı kapayıp yukarı çıktı. Dört kuruşu gelinin eline verdi:
"Bunu sana Tembel Ahmet yolladı," dedi.
Padişahın kızı dört kuruşu aldı, uzun uzun baktı, sonra çok güzel bir kutu buldu, dört kuruşu içine koyup kapattı.
"Hadi göreyim seni, Tembel Ahmet! Hadi göster kendini, Tembel Ahmet!" diye mırıldandı.
Kutuyu kıvançla göğsüne bastırdı. Kutuyu göğsüne bastırışını görenler: "Bu kız ya parayı, ya Tembel Ahmet'i çok seviyor!" derlerdi.

Ertesi gün, akşamüstü (на следующий день под вечер), Tembel Ahmet gene geldi (Ленивый Ахмед снова пришел). Sabahtan akşama kadar bir kalaycının yanında çalışmış (с утра до вечера у одного лудильщика работал), kap yıkamış (посуду мыл), körük çekmişti (мехи раздувал). Tam on bir kuruş kazanmıştı (ровно одиннадцать курушей заработал). Bir kuruşuyla karnını doyurmuş (на один куруш наевшись), on kuruşunu getirmişti (десять курушей отнес домой). Kapıyı çaldı (в дверь постучал). Anası aşağıya indi (мать его спустилась вниз). Tembel Ahmet hemen (Ленивый Ахмед сразу же):
"Hanım evde mi?" diye sordu (жена моя дома, спросил).
"Evde (дома)!"
"Odun elinde mi (полено в руке)?"
"Elinde (в руке)!"
"Al öyleyse şu on kuruşu (так возьми и эти десять курушей), hanıma ver, ben gene gelirim (жене моей отдай, я снова приду)!"

Ertesi gün, akşamüstü, Tembel Ahmet gene geldi. Sabahtan akşama kadar bir kalaycının yanında çalışmış, kap yıkamış, körük çekmişti. Tam onbir kuruş kazanmıştı. Bir kuruşuyla karnını doyurmuş, on kuruşunu getirmişti. Kapıyı çaldı. Anası aşağıya indi. Tembel Ahmet hemen:
"Hanım evde mi?" diye sordu.
"Evde!"
"Odun elinde mi?"
"Elinde!"
"Al öyleyse şu on kuruşu, hanıma ver, ben gene gelirim!"

Tembel Ahmet döndü gitti (Ленивый Ахмед развернулся и ушел). Anacığı ne derse desin, sonuç alamadı (что бы мать его не говорила, результата не могло дать): Tembel Ahmet'i durduramadı (Ленивого Ахмеда не смогла остановить). Tembel Ahmet'in böyle hızla yürüyüşüne (такой быстрой походке Ленивого Ахмеда), bir yerlerde duramayışına (его непоседливости: «на одном месте невозможности останавливаться») şaşırdı kaldı (удивилась). Tembel Ahmet ne kadar değişmişti (как сильно Ленивый Ахмед изменился)! Uzun uzun arkasından baktı (долго-долго ему вслед смотрела). Sonra yukarıya çıktı (затем наверх поднялась). On kuruşu gelininin eline verdi (десять курушей невестке в руки отдала). Gelin on kuruşu kutuya koydu (невестка десять курушей в шкатулку положила). On kuruşu kutuya koyduktan sonra (десять курушей в шкатулку положив), "Tembel Ahmet, Tembel Ahmet!" diye söylenişini (Ленивый Ахмед, Ленивый Ахмед стала приговаривать) duyanlar (те, кто это слышал), "Bu kız Tembel Ahmet'i çok seviyor!" derlerdi (эта девушка Ленивого Ахмеда очень любит, сказали бы).

Tembel Ahmet döndü gitti. Anacığı ne derse desin, sonuç alamadı: Tembel Ahmet'i durduramadı. Tembel Ahmet'in böyle hızla yürüyüşüne, bir yerlerde duramayışına şaşırdı kaldı. Tembel Ahmet ne kadar değişmişti! Uzun uzun arkasından baktı. Sonra yukarıya çıktı. On kuruşu gelininin eline verdi. Gelin on kuruşu kutuya koydu. On kuruşu kutuya koyduktan sonra, "Tembel Ahmet, Tembel Ahmet!" diye söylenişini duyanlar, "Bu kız Tembel Ahmet'i çok seviyor!" derlerdi.

Bir gün böyle, beş gün böyle (один день так, пять дней так), derken aylar geçti aradan (глядь, и месяцы прошли). Tembel Ahmet her akşam kapıya geldi (Ленивый Ахмед каждый вечер к двери приходил). Anasından aynı şeyleri sordu (у матери все то же спрашивал). Hanımın sopayla beklediğini duyunca dönüp gitti (что его жена с палкой ждет, услышав, поворачивался и уходил). Getirdiği paralar da günde yirmi kuruşa kadar yükseldi (приносимые им деньги выросли до двадцати курушей в день). Sonra bir gün daha erken, gün batıp karanlık basmadan geldi kapıya (потом однажды рано, когда еще день не кончился и темнота не наступила, пришел к двери). Kazandığı parayı bıraktı (заработанные деньги оставил), ertesi gün bir kervana katılacağını, çok uzak yerlere gideceğini, belki de birkaç yıl dönemeyeceğini söyledi (сказал, что на следующий день к каравану присоединится, в далекие края уедет и, может быть, несколько лет не вернется). Anasının elini öptü (матери руку поцеловал), karısına selam söyledi (жене привет передал), yürüdü gitti, arkasına bile bakmadı (ушел, даже не оглянувшись).

Bir gün böyle, beş gün böyle, derken aylar geçti aradan. Tembel Ahmet her akşam kapıya geldi. Anasından aynı şeyleri sordu. Hanımın sopayla beklediğini duyunca dönüp gitti. Getirdiği paralar da günde yirmi kuruşa kadar yükseldi. Sonra bir gün daha erken, gün batıp karanlık basmadan geldi kapıya. Kazandığı parayı bıraktı, ertesi gün bir kervana katılacağını, çok uzak yerlere gideceğini, belki de birkaç yıl dönemeyeceğini söyledi. Anasının elini öptü, karısına selam söyledi, yürüdü gitti, arkasına bile bakmadı.

Uzun zaman hiçbir haber gelmedi Tembel Ahmet'ten (долгое время от Ленивого Ахмеда никаких вестей не было). Kimi, "ölmüştür," dedi, kimi "Düşman eline düşmüştür," dedi (кто говорил, что он умер, кто, что в руки врагам попал), herkes umudunu kesti (все надежду потеряли; umut — надежда; kesmek — резать). Yalnız karısı kesmedi umudunu (только жена его не теряла надежду). Her gün Tembel Ahmet'in para getirdiği saati bekler (каждый день ждала время, когда Ленивый Ахмед деньги приносил), Tembel Ahmet'in para getirdiği saat gelince (когда это время приходило), güzel kutuyu eline alıp göğsüne bastırır (красивую шкатулку в руки брала, к груди прижимала), "Hadi, Tembel Ahmet, göreyim seni! (ну-ка, Ленивый Ахмед, посмотрю-ка на тебя) Geri dön, Tembel Ahmet (обратно возвращайся, Ленивый Ахмед)! Ak yüzümü kara çıkarma («белое лицо мое черным не покрывай» = не подводи меня, не позорь перед людьми), Tembel Ahmet! Seni bekliyorum, Tembel Ahmet (Ленивый Ахмед, я тебя жду, Ленивый Ахмед)!" diye söylenirdi (приговаривала). Bazı bazı güler, bazı bazı ağlar (иногда смеялась, иногда плакала), "Hiç değilse bir haber sal!" derdi (хотя бы весточку пришли, говорила; salmak — растягивать, расстилать; срочно посылать).

Uzun zaman hiçbir haber gelmedi Tembel Ahmet'ten. Kimi, "ölmüştür," dedi, kimi "Düşman eline düşmüştür," dedi, herkes umudunu kesti. Yalnız karısı kesmedi umudunu. Her gün Tembel Ahmet'in para getirdiği saati bekler, Tembel Ahmet'in para getirdiği saat gelince, güzel kutuyu eline alıp göğsüne bastırır, "Hadi, Tembel Ahmet, göreyim seni! Geri dön, Tembel Ahmet! Ak yüzümü kara çıkarma, Tembel Ahmet! Seni bekliyorum, Tembel Ahmet!" diye söylenirdi. Bazı bazı güler, bazı bazı ağlar, "Hiç değilse bir haber sal!" derdi.

Tembel Ahmet de her gün (а Ленивый Ахмед каждый день), her gece, anasıyla karısını düşünürdü (каждую ночь о матери и жене думает). Anası kendisini tembelliğe alıştırmış (мать его к лени приучила), karısı çok zorlu bir sopa atmıştı ya (жена очень сильно палкой отлупила, но) Tembel Ahmet ikisini de seviyordu (Ленивый Ахмед обеих любил). Hiç değilse bir selam, bir haber yollayabilmek isterdi onlara (хотя бы привет, весточку смочь отправить им хотел; yollamаk — отправлять; yollayabilmek — смочь отправить). Ama nasıl yollayabilirdi (но как он мог бы это сделать)? Çok uzaklarda, çöller ortasındaydı (очень далеко посреди пустыни был он), ne gelen vardı, ne giden (никто не приходил, никто не уходил). Her kervancı bu çöllerden geçmeyi göze alamazdı (не всякий караванщик эту пустыню пересечь решался). Bu çöllerde ne bir damla suya (в этой пустыне ни капли воды), ne de bir tek ağaca rastlanırdı (ни одного деревца не встретишь). Bir gölge veren varsa (если что тень и отбрасывало), o da bulutlardı (то это тучи), bulutların gölgesi de ateş gibiydi, yakardı (но в тени от туч было как в пекле: «подобно огню»; yakmak — жечь).

Tembel Ahmet de her gün, her gece, anasıyla karısını düşünürdü. Anası kendisini tembelliğe alıştırmış, karısı çok zorlu bir sopa atmıştı ya Tembel Ahmet ikisini de seviyordu. Hiç değilse bir selam, bir haber yollayabilmek isterdi onlara. Ama nasıl yollayabilirdi? Çok uzaklarda, çöller ortasındaydı, ne gelen vardı, ne giden. Her kervancı bu çöllerden geçmeyi göze alamazdı. Bu çöllerde ne bir damla suya, ne de bir tek ağaca rastlanırdı. Bir gölge veren varsa, o da bulutlardı, bulutların gölgesi de ateş gibiydi, yakardı.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi (словно этого всего не хватало), çölün ortasında suları tükendi (посреди пустыни вода закончилась). Develer, insanlar, susuzluktan ölmek üzereydi (верблюды, люди от жажды чуть не погибают). Bereket versin (слава Аллаху), bir süre sonra bir kuyu çıktı önlerine (через некоторое время колодец появился перед ними). Nerdeyse sevinçten akıllarını yitireceklerdi (чуть было от радости ум не потеряли). Ama o kadar sevinmek de yersizdi (но так радоваться было неуместно). Kuyu derin mi derin (колодец был глубокий-преглубокий), karanlık mı karanlıktı (темный-претемный), dibi bucağı görünmüyordu (дна его видно не было), kuyudan aşağı taş attılar (в колодец камень кинули), neden sonra uzaktan uzağa bir ses geldi (через какое-то время снизу шум послышался). Gene de kesmediler umutlarını (снова обрели надежду: «перестали терять»). Kocaman urganlar getirip (толстые веревки принесли) uç uca bağladılar (их концы связали: «конец к концу привязали»), onların ucuna da bir adam bağladılar (одним концом обмотали одного из людей), eline bir kova verip kuyunun içine sarkıttılar (в руку ведро дали и внутрь колодца спустили). Ama biraz indikten sonra (но, немного спустившись), adam bar bar bağırmaya başladı (человек громко кричать начал). "Yanıyorum! Yanıyorum! Kurtarın beni!" diye haykırdı (горю, горю, спасайте меня, прокричал). Hemen ipini çektiler (тут же веревку вытащили). Adamcağız çıkar çıkmaz düşüp bayıldı (бедный человек, как только вылез, упал, потеряв сознание). "Bir şeyi yok, korkmuş (ничего не случилось, просто испугался)! Korkaklığından bağırdı," dediler (со страху закричал, сказали).

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, çölün ortasında suları tükendi. Develer, insanlar, susuzluktan ölmek üzereydi. Bereket versin, bir süre sonra bir kuyu çıktı önlerine. Nerdeyse sevinçten akıllarını yitireceklerdi. Ama o kadar sevinmek de yersizdi. Kuyu derin mi derin, karanlık mı karanlıktı, dibi bucağı görünmüyordu, kuyudan aşağı taş attılar, neden sonra uzaktan uzağa bir ses geldi. Gene de kesmediler umutlarını. Kocaman urganlar getirip uç uca bağladılar, onların ucuna da bir adam bağladılar, eline bir kova verip kuyunun içine sarkıttılar. Ama biraz indikten sonra, adam bar bar bağırmaya başladı. "Yanıyorum! Yanıyorum! Kurtarın beni!" diye haykırdı. Hemen ipini çektiler. Adamcağız çıkar çıkmaz düşüp bayıldı. "Bir şeyi yok, korkmuş! Korkaklığından bağırdı," dediler.

Bir adam daha sarkıttılar kuyuya (еще одного человека спустили в колодец). O da aynı şeyi yaptı (с ним то же самое произошло: «такую же вещь сделал»), o da çıkarılır çıkarılmaz bayıldı (он тоже, как только его вытащили, потерял сознание; çıkmak — выходить; çıkarmak — выводить, извлекать; çıkarılmak — быть вытащенным, извлеченным). Herkes korktu, herkes umudunu kesti (все испугались, все надежду потеряли). Ama Tembel Ahmet korkmadı (но Ленивый Ахмед не испугался), her şeyi göze aldı (все рассчитал; göze almak — принимать во внимание, учитывать; осмеливаться). "Tembel" sözü Tembel Ahmet'in yalnızca adıydı artık (Ленивый — это теперь только прозвище Ленивого Ахмеда). Yürüdü, ipi kendi beline kendi eliyle bağladı (подошел, сам: «своими руками» к своему поясу привязал веревку). "Beni sarkıtın kuyuya (опускайте меня в колодец)! Bağırırsam aldırmayın (если закричу, не поднимайте), "çıkarın" dersem kulak asmayın («вытаскивайте» если скажу, не слушайте), siz beni sarkıtmanıza bakın (вы меня опускать продолжайте: «смотрите за вашим опусканием меня»)!" dedi.

Bir adam daha sarkıttılar kuyuya. O da aynı şeyi yaptı, o da çıkarılır çıkarılmaz bayıldı. Herkes korktu, herkes umudunu kesti. Ama Tembel Ahmet korkmadı, her şeyi göze aldı. "Tembel" sözü Tembel Ahmet'in yalnızca adıydı artık. Yürüdü, ipi kendi beline kendi eliyle bağladı. "Beni sarkıtın kuyuya! Bağırırsam aldırmayın, "çıkarın" dersem kulak asmayın, siz beni sarkıtmanıza bakın!" dedi.

Dediğini yerine getirdiler (сказанное им исполнили). Tembel Ahmet ne bağırdı, ne çağırdı (Ленивый Ахмед не кричал, не звал на помощь). Usul usul indi kuyunun dibine (медленно-медленно опускался на дно колодца). Önce şaşırdı kaldı (сначала очень удивился). Önünde uçsuz bucaksız (перед ним без конца и края), anlatılamayacak kadar güzel bir nar bahçesi vardı (неописуемо красивый гранатовый сад был). Orta yerde kocaman bir havuz (посередине стоял огромный бассейн), havuzun başında çok güzel bir kız vardı (у бассейна очень красивая девушка сидела). Kız düşüncelere dalmıştı, Tembel Ahmet'i görmedi (девушка крепко задумалась: «в мысли погрузилась», Ленивого Ахмеда не заметила). Tembel Ahmet de ona aldırmadı (Ленивый Ахмед на нее тоже не стал обращать внимания). Arkadaşları susuz (его друзья были без воды), işi ivediydi (дело его было поспешным; ivedi — торопливость, поспешность), zamanını harcayamazdı (время тратить он не мог), çabuk olmalıydı (быстрым должен был быть). Hemen ipi belinden çözüp (тут же веревку с пояса отвязав) kovayı doldurdu (ведро наполнил). İşaret verdi (знак подал), yukarıya çektiler (наверх вытянули). Sonra gene sarkıttılar (потом снова спустили), gene doldurdu, gene çektiler (он снова наполнил, они снова вытянули). Derken güzel kız birden başını kaldırdı (в это время красавица вдруг голову подняла). Şaşkın şaşkın Tembel Ahmet'e baktı (изумленно на Ленивого Ахмеда посмотрела). Tembel Ahmet de az şaşırmadı doğrusu (Ленивый Ахмед тоже немного был удивлен). Böyle güzel bir kız daha vardı (такая же красавица была еще одна на свете), o da karısıydı (это была его жена). Karısı bir yana, bu kadar güzeli dünyada bulunmazdı (кроме его жены, больше таких красавиц в мире не найти).

Dediğini yerine getirdiler. Tembel Ahmet ne bağırdı, ne çağırdı. Usul usul indi kuyunun dibine. Önce şaşırdı kaldı. Önünde uçsuz bucaksız, anlatılamayacak kadar güzel bir nar bahçesi vardı. Orta yerde kocaman bir havuz, havuzun başında çok güzel bir kız vardı. Kız düşüncelere dalmıştı, Tembel Ahmet'i görmedi. Tembel Ahmet de ona aldırmadı. Arkadaşları susuz, işi ivediydi, zamanını harcayamazdı, çabuk olmalıydı. Hemen ipi belinden çözüp kovayı doldurdu. İşaret verdi, yukarıya çektiler. Sonra gene sarkıttılar, gene doldurdu, gene çektiler. Derken güzel kız birden başını kaldırdı. Şaşkın şaşkın Tembel Ahmet'e baktı. Tembel Ahmet de az şaşırmadı doğrusu. Böyle güzel bir kız daha vardı, o da karısıydı. Karısı bir yana, bu kadar güzeli dünyada bulunmazdı.

"Kimsin sen, insanoğlu (кто ты, человек)? Nasıl geldin buraya (как ты попал сюда)?" diye sordu güzel kız (спросила красавица). "Buraya kuş kanadıyla, yılan göbeğiyle gelemezsen (сюда ни птица с крылом не сможет долететь, ни змея на брюхе не сможет доползти; göbek — пупок; брюхо) nasıl gelebildin (ты как смог пройти)?"
Tembel Ahmet olanı biteni anlattı (Ленивый Ахмед все, как было, рассказал; olmak — становиться; bitmek — заканчиваться).
"Ya sen?" dedi. "Ya sen nasıl geldin (а ты, сказал, а ты как здесь оказалась: «пришла»)?"
Kızın gözleri yaşardı (глаза девушки наполнились слезами):
"Beni sorma, anlatması uzun sürer (меня не спрашивай, рассказ мой долго продлится). Sen durma git şimdi, beni bırak (ты не останавливайся, уходи, меня оставь). Biraz daha durursan, canından olursun!" dedi (если еще задержишься, жизни лишишься, сказала).

"Kimsin sen, insanoğlu? Nasıl geldin buraya?" diye sordu güzel kız. "Buraya kuş kanadıyla, yılan göbeğiyle gelemezsen nasıl gelebildin?"
Tembel Ahmet olanı biteni anlattı.
"Ya sen?" dedi. "Ya sen nasıl geldin?"
Kızın gözleri yaşardı:
"Beni sorma, anlatması uzun sürer. Sen durma git şimdi, beni bırak. Biraz daha durursan, canından olursun!" dedi.

İpi hemen Tembel Ahmet'in beline bağladı (веревку тут же к поясу Ленивого Ахмеда привязала). Bahçeden de birkaç nar topladı (в саду несколько гранатов сорвала: «собрала»), bir heybeye koyup (в сумку положила), eline verdi (ему в руки отдала). "Bunu da al, bir gün işine yarar (и это вот возьми, однажды пригодится). Şimdi durma, çabuk git!" dedi (а теперь не задерживайся, быстро уходи, сказала). İp yukarı doğru çekildi (веревку наверх стали тянуть), Tembel Ahmet yükselmeye başladı (Ленивый Ахмед подниматься начал), epeyce yükseldi (довольно уже поднялся). Ama birden ip kesildi (но вдруг веревка порвалась). Tembel Ahmet güzel kızın önüne düştü (Ленивый Ахмед к ногам красавицы упал). Arkadaşları başarısını çok kıskanmış (его друзья его успеху позавидовали), "Çıkınca övünür durur, bizi alaya alır (как вылезет, хвастаться станет, над нами насмехаться будет; alay — насмешка)," diye düşünmüşlerdi (думали они). Kuyunun yarısına kadar inip de (до половины колодца вытянув его) "Yanıyorum!" diye haykıranlardan biri (один из тех, кто кричал «горю»), ipi birden kesivermişti (веревку вдруг обрезал). Ama bir şeycik olmadı Tembel Ahmet'e (но с Ленивым Ахмедом ничего не случилось). Düştüğü yer yumuşacıktı (место, куда он упал, было мягким), yalnız biraz yüzü sarardı (только немного лицо его побледнело: «пожелтело»). Güzel kızın güzel gözlerine baktı (красавице в красивые глаза посмотрел).

İpi hemen Tembel Ahmet'in beline bağladı. Bahçeden de birkaç nar topladı, bir heybeye koyup, eline verdi. "Bunu da al, bir gün işine yarar. Şimdi durma, çabuk git!" dedi. İp yukarı doğru çekildi, Tembel Ahmet yükselmeye başladı, epeyce yükseldi. Ama birden ip kesildi. Tembel Ahmet güzel kızın önüne düştü. Arkadaşları başarısını çok kıskanmış, "Çıkınca övünür durur, bizi alaya alır," diye düşünmüşlerdi. Kuyunun yarısına kadar inip de "Yanıyorum!" diye haykıranlardan biri, ipi birden kesivermişti. Ama bir şeycik olmadı Tembel Ahmet'e. Düştüğü yer yumuşacıktı, yalnız biraz yüzü sarardı. Güzel kızın güzel gözlerine baktı.

"Ne yapalım, ben de seninle kalırım," dedi (делать нечего, я тоже здесь с тобой останусь, сказал).
Güzel kız ağlamaya başladı o zaman (красавица плакать начала тогда), sonra her şeyi anlattı (потом все рассказала): Böyle bir şey olamazdı (такое случиться не могло). Güzel kız tam yedi yıldır korkunç bir devin tutsağıydı (красавица ровно семь лет страшного великана пленницей была). Devin oturduğu sarayın bahçesiydi burası (здесь был сад при дворце, в котором жил великан). Dev buraya kimseleri bastırmazdı (великан сюда никого не впускал). Kim gelse öldürüverirdi hemen (если кто-нибудь появлялся здесь, сразу же убивал его) etini kendisi yer, kemiklerini kargalara atardı (мясо сам съедал, а кости воронам выбрасывал).
"Peki sen, peki sen?.." diye yineledi Tembel Ahmet. "Peki sen?.." (ну а ты-то, ты-то как, — повторил Ленивый Ахмед, ты-то как)

"Ne yapalım, ben de seninle kalırım," dedi.
Güzel kız ağlamaya başladı o zaman, sonra her şeyi anlattı: Böyle bir şey olamazdı. Güzel kız tam yedi yıldır korkunç bir devin tutsağıydı. Devin oturduğu sarayın bahçesiydi burası. Dev buraya kimseleri bastırmazdı. Kim gelse öldürüverirdi hemen, etini kendisi yer, kemiklerini kargalara atardı.
"Peki sen, peki sen?.." diye yineledi Tembel Ahmet. "Peki sen?.."

Korkunç dev çok güzel kıza bir şey yapmazdı (страшный великан ничего красавице не сделал). Güleryüz gösterirdi (себя с лучшей стороны показал: «улыбающееся лицо показал»). Ama yese daha iyiydi (но если б съел, было бы лучше)! Güzel kız büyük bir padişahın kızıydı (красавица была дочерью одного падишаха). Büyük bir padişahın oğluyla da nişanlıydı (с сыном другого великого падишаха была обручена). Dev onu yurdundan, nişanlısından ayırmış (великан ее с родиной, с женихом разлучил), alıp buraya kaçırmıştı (взял и похитил ее). Nişanlısına da büyü yapmıştı (жениха же заколдовал), yedi yıldır deliydi zavallı (уже семь лет, как он с ума сошел, бедняжка). Daha da kötüsü, bu dev güzel kızla evlenmek amacındaydı (и что еще хуже, этот великан на красавице жениться собирался). Düğün hazırlıkları çoktan başlamıştı (свадебные приготовления давно начались). Yakında kırk günlük uykusuna yatacak (скоро он на сорок дней уснуть должен), ondan sonra güzel kızla evlenecekti (а после этого, на красавице женится), yüreğinden başka her şeyini alacaktı güzel kızın (все у девушки, кроме сердца, заберет). Kurtulması olanaksız görünüyordu (спасение ее невозможным кажется).
"Hiç çaresi yok mu (разве совсем нет способа = выхода)?" diye sordu Tembel Ahmet (спросил Ленивый Ахмед). "En ufak bir umut bile yok mu (разве самой маленькой надежды даже нет)? Benim yapabileceğim bir şey yok mu (разве я не могу что-нибудь сделать)?"

Korkunç dev çok güzel kıza bir şey yapmazdı. Güleryüz gösterirdi. Ama yese daha iyiydi! Güzel kız büyük bir padişahın kızıydı. Büyük bir padişahın oğluyla da nişanlıydı. Dev onu yurdundan, nişanlısından ayırmış, alıp buraya kaçırmıştı. Nişanlısına da büyü yapmıştı, yedi yıldır deliydi zavallı. Daha da kötüsü, bu dev güzel kızla evlenmek amacındaydı. Düğün hazırlıkları çoktan başlamıştı. Yakında kırk günlük uykusuna yatacak, ondan sonra güzel kızla evlenecekti, yüreğinden başka her şeyini alacaktı güzel kızın. Kurtulması olanaksız görünüyordu.
"Hiç çaresi yok mu?" diye sordu Tembel Ahmet. "En ufak bir umut bile yok mu? Benim yapabileceğim bir şey yok mu?"

Güzel kız içini çekti (красавица вздохнула), gözleri yaşardı (глаза наполнились слезами). Bir çaresi vardı (один способ был), ama çok güç bir çareydi (но очень трудный способ), başarılabilecek gibi değildi (практически неисполнимый): Devi öldürmek gerekirdi (великана убить нужно было). Bu da büyük bir güç (для этого большая сила), eşsiz bir yürek isterdi (невиданная храбрость требовалось). Bu kadarı da yetmezdi (да и этого было недостаточно). Dev ancak uyurken öldürülebilir (великана, только когда он спал, можно было убить), o zaman iki gözünün arasına bir kılıç vurmak gerekirdi (в этот момент промеж его глаз меч вонзить надо было).
Tembel Ahmet'in gözleri parladı (у Ленивого Ахмеда глаза загорелись):
"Ben bunu yaparım!" diye atıldı (я это сделаю, вызвался, рванулся вперед; atmak — бросать; atılmak — бросаться, устремляться). "Adıma Tembel Ahmet derler ya bakma (меня называют Ленивым Ахмедом, но ты на это не смотри), gücüm de, yüreğim de yerinde (и сила, и храбрость при мне), ben bu işi başarırım (я с этим делом справлюсь)!"

Güzel kız içini çekti, gözleri yaşardı. Bir çaresi vardı, ama çok güç bir çareydi, başarılabilecek gibi değildi: Devi öldürmek gerekirdi. Bu da büyük bir güç, eşsiz bir yürek isterdi. Bu kadarı da yetmezdi. Dev ancak uyurken öldürülebilir, o zaman iki gözünün arasına bir kılıç vurmak gerekirdi.
Tembel Ahmet'in gözleri parladı:
"Ben bunu yaparım!" diye atıldı. "Adıma Tembel Ahmet derler ya bakma, gücüm de, yüreğim de yerinde, ben bu işi başarırım!"

Güzel kız hıçkırmaya başladı (красавица рыдать начала). Sesinde bir umutsuzluk vardı (в ее голосе была безнадежность). Dev şimdi uykuda değil ki! (великан сейчас еще не спал) Çok uzaklardan Tembel Ahmet'in kokusunu alırdı (издалека Ленивого Ахмеда запах учуять мог). Bir kasırga sarardı Tembel Ahmet'in dört bir yanını (ураган поднять мог, Ленивого Ахмеда с четырех сторон окружив). Gözleri görmez olurdu (глаза Ахмеда ослепли бы тогда). Dev de rahat rahat yapardı canının istediğini (великан же спокойно смог бы сделать, что хотел). İp kesildiğine göre, zavallı Tembel Ahmet'in sonu iyice yaklaşmıştı (как только веревка порвалась, смерть бедного Ленивого Ахмеда так стала близка). Güzel kız üzgün üzgün önüne baktı (красавица с грустью на него посмотрела):
"Beni unut, kaçabilirsen kaçmana bak," dedi (забудь меня, если сможешь убежать, беги, сказала).
Ama Tembel Ahmet ölüme de kulak asmıyordu (но Ленивый Ахмед на смерть внимания не обращал):
"Seni kurtaracağım," dedi (я тебя спасу, сказал).
Güzel kız acı acı gülümsedi (красавица грустно улыбнулась).

Güzel kız hıçkırmaya başladı. Sesinde bir umutsuzluk vardı. Dev şimdi uykuda değil ki! Çok uzaklardan Tembel Ahmet'in kokusunu alırdı. Bir kasırga sarardı Tembel Ahmet'in dört bir yanını. Gözleri görmez olurdu. Dev de rahat rahat yapardı canının istediğini. İp kesildiğine göre, zavallı Tembel Ahmet'in sonu iyice yaklaşmıştı. Güzel kız üzgün üzgün önüne baktı:
"Beni unut, kaçabilirsen kaçmana bak," dedi.
Ama Tembel Ahmet ölüme de kulak asmıyordu:
"Seni kurtaracağım," dedi.
Güzel kız acı acı gülümsedi.

"Şimdi burada kalırsan (если сейчас здесь останешься), canından olacağın kuşku götürmez (погибнешь без сомнения)," dedi. "Ama beş gün sonra, dev uyuyunca gelirsen (но если через пять дней, когда великан будет спать, придешь), belki de bir şey yapabilirsin (может быть, что-нибудь сделать сможешь). Şimdi kaçmana bak (а теперь беги, постарайся убежать: «на твое бегство смотри»), yiğitsin (ты храбрец), hünerli bir adamsın (искусный человек; hüner — умение, мастерство). Belki de kaçabilirsin (может быть, и удастся тебе убежать). Sonra dönersin!" diye ekledi (позже вернешься, добавила).
Kuyuyu gösterdi (к колодцу подвела). Nar dolu heybeyi de eline verdi (полную гранатов сумку в руки дала).

"Şimdi burada kalırsan, canından olacağın kuşku götürmez," dedi. "Ama beş gün sonra, dev uyuyunca gelirsen, belki de bir şey yapabilirsin. Şimdi kaçmana bak, yiğitsin, hünerli bir adamsın. Belki de kaçabilirsin. Sonra dönersin!" diye ekledi.
Kuyuyu gösterdi. Nar dolu heybeyi de eline verdi.

Tembel Ahmet kuyudan çıkmak için büyük güçlükler çekti (Ленивый Ахмед, для того чтобы из колодца вылезти, много усилий приложил). Taşlara, otlara tutuna tutuna elleri, dizleri parçalandı (за камни, за траву цепляясь, руки, колени ободрал), ama en sonunda çıktı (но, в конце концов, вылез). Derin bir soluk aldı (глубоко вздохнул). Arkadaşları çoktan gitmişlerdi (его друзья давным-давно ушли). Yalnız gittikleri yönden kuyuya doğru bir duman yaklaşmaktaydı (только на дороге, по которой они ушли, в сторону колодца пыль приближалась), bu da bir başka kervandı (это был другой караван). Çok geçmeden geldi (через некоторое время подошел). Kervancılar iyi insanlardı (караванщики были хорошими людьми). "Merhaba!" dediler (поздоровались). Nereden gelip nereye gittiğini sordular (откуда пришел, куда идет, спросили), isterse kendisini de götürebileceklerini söylediler (если хочет, с собой его могут отвести, сказали). Tembel Ahmet'in ülkesine gidiyorlardı (в страну Ленивого Ахмеда они ехали). Tembel Ahmet sevincinden havalara sıçradı (Ленивый Ахмед от радости в воздух подпрыгнул). Yanındaki nar heybesini kervancılara verdi (свою сумку с гранатами караванщикам отдал):

Tembel Ahmet kuyudan çıkmak için büyük güçlükler çekti. Taşlara, otlara tutuna tutuna elleri, dizleri parçalandı, ama en sonunda çıktı. Derin bir soluk aldı. Arkadaşları çoktan gitmişlerdi. Yalnız gittikleri yönden kuyuya doğru bir duman yaklaşmaktaydı, bu da bir başka kervandı. Çok geçmeden geldi. Kervancılar iyi insanlardı. "Merhaba!" dediler. Nereden gelip nereye gittiğini sordular, isterse kendisini de götürebileceklerini söylediler. Tembel Ahmet'in ülkesine gidiyorlardı. Tembel Ahmet sevincinden havalara sıçradı. Yanındaki nar heybesini kervancılara verdi:

"Kente vardığınız zaman Tembel Ahmet'in evini sorun (когда доберетесь до города, Ленивого Ахмеда дом спросите). Herkes bilir, gösterirler (каждый знает, покажет). Bunu o eve götürün (это в тот дом отнесите). 'Bu narları Tembel Ahmet yolladı (эти гранаты Ленивый Ахмед послал), kendisi de yakında gelecek (сам тоже скоро приедет),' deyin (скажите), benden selam söyleyin (от меня привет передайте)," dedi.
Kervancılar söz verdiler (караванщики слово дали). Biraz su, biraz da yiyecek bırakarak (немного воды и еды оставив) develeri sürüp gittiler (верблюдов оседлали и ушли). Tembel Ahmet kuyunun başında bekledi (Ленивый Ахмед у колодца ждал). Beş günün sonunu iple çekti (конца пятого дня еле дождался: «веревкой притянул»). En sonunda beş gün tamamlandı (наконец-то и пятый день закончился).

"Kente vardığınız zaman Tembel Ahmet'in evini sorun. Herkes bilir, gösterirler. Bunu o eve götürün. 'Bu narları Tembel Ahmet yolladı, kendisi de yakında gelecek,' deyin, benden selam söyleyin," dedi.
Kervancılar söz verdiler. Biraz su, biraz da yiyecek bırakarak develeri sürüp gittiler. Tembel Ahmet kuyunun başında bekledi. Beş günün sonunu iple çekti. En sonunda beş gün tamamlandı.

Tembel Ahmet, gün ışır ışımaz (Ленивый Ахмед, как только день засиял = как только начало светать; ışımak — сиять), kuyudan inmeye başladı (в колодец спускаться начал). Doğrusu çok güçlük çekti (по правде много трудностей испытал), çok çabaladı (очень потрудился; çabalamak — прилагать усилия). Kuyunun dibine öğleyin vardı (до дна колодца в полдень добрался). Güzel kız havuzun başında kendisini bekliyordu (красавица около бассейна его ждала). Elinde kocaman bir kılıç vardı (в ее руке огромный меч был). Koştu, hemen yanına geldi (вскочила, сразу же к нему подбежала), üstündeki tozları sildi (с его одежды пыль отряхнула), kılıcı eline verdi (меч в руку вложила).
"Senin gibi yiğit adam görmedim!" dedi (такого храброго человека, как ты, я не видела).
Sonra ona yolu gösterdi (потом ему дорогу показала).

Tembel Ahmet, gün ışır ışımaz, kuyudan inmeye başladı. Doğrusu çok güçlük çekti, çok çabaladı. Kuyunun dibine öğleyin vardı. Güzel kız havuzun başında kendisini bekliyordu. Elinde kocaman bir kılıç vardı. Koştu, hemen yanına geldi, üstündeki tozları sildi, kılıcı eline verdi.
"Senin gibi yiğit adam görmedim!" dedi.
Sonra ona yolu gösterdi.

Çok güzel yerlerden (через очень красивые места), anlatılamayacak ölçüde güzel bahçelerden (через неописуемо прекрасные сады; ölçü — размер), altın, gümüş, elmas dolu odalardan (через золотом, серебром, алмазами полные комнаты) geçtiler (прошли). En sonunda devin odasına geldiler (в конце концов, в комнату великана пришли). Çok çirkin, çok kocaman bir yaratıktı bu dev (очень уродливым, очень громадным существом был этот великан), görünüşünü hiç anlatmayayım daha iyi (как он выглядел, лучше будет совсем не рассказывать)! Horultusu bile korkunçtu (даже храп его был ужасающим), insanın içini ürpertiyordu (человеческое нутро заставлял дрожать). Ama Tembel Ahmet bir an bile ürpermedi, irkilmedi (но Ленивый Ахмед ни на секунду даже не дрогнул, не испугался). İlerledi, kılıcını güzel kızın gösterdiği yere indirdi (приблизился, меч в то место, которое красавица показала, воткнул). Dört bir yana kanlar fışkırdı (в четыре стороны кровь брызнула). Korkunç dev sıçrayıp kalktı (страшный великан вскочил), inim inim inledi (жалобно застонал). Ölmemişti (не умер). Ayaktaydı (стоит на ногах), çevresine bakıyordu (вокруг себя глядит). Tembel Ahmet'i görmekte gecikmedi (тут Ленивого Ахмеда тоже заметил).

Çok güzel yerlerden, anlatılamayacak ölçüde güzel bahçelerden, altın, gümüş, elmas dolu odalardan geçtiler. En sonunda devin odasına geldiler. Çok çirkin, çok kocaman bir yaratıktı bu dev, görünüşünü hiç anlatmayayım daha iyi! Horultusu bile korkunçtu, insanın içini ürpertiyordu. Ama Tembel Ahmet bir an bile ürpermedi, irkilmedi. İlerledi, kılıcını güzel kızın gösterdiği yere indirdi. Dört bir yana kanlar fışkırdı. Korkunç dev sıçrayıp kalktı, inim inim inledi. Ölmemişti. Ayaktaydı, çevresine bakıyordu. Tembel Ahmet'i görmekte gecikmedi.

Doğrusunu isterseniz (если правду хотите), öcünü alması, bir vuruşta düşmanını öldürmesi işten bile değildi (отомстить, одним ударом врага убить не трудно для него (великана) было). Ama bunu yapmadı (но этого не сделал).
"İnsanoğlu bir daha vur! İnsanoğlu bir daha vur! (человек, еще раз ударь) Öldür beni! (убей меня)" diye yalvardı (умолял).
Korkunç dev ölmemişti (ужасный великан не умер), ama çok kötü bir yara almıştı (но очень сильно был ранен). Böyle bir yarayla ölmezdi ya (с такой раной хоть и не умер бы) alnından kan fışkırdıktan sonra (после того как из его лба кровь брызнула), şimdiye dek yaptığı bütün kötülükler (все плохое, что до сегодняшнего дня он сделал) durmadan aklına gelir (безостановочно ему на ум стало приходить) içini ezer (душу его терзало; ezmek — толочь, мять, молоть), ona kötü bir yaratık olmanın acısını çektirtirdi (то, что он плохим существом являлся, ему боль причиняло). Böyle yaşamaktansa (чем так жить), ölmek çok daha iyiydi (умереть было намного лучше). Tembel Ahmet kılıcını bir kez daha indirdi (Ленивый Ахмет еще раз мечом ударил: «меч опустил»). Dev bir dağ gibi devrildi (великан словно гора упал). Öldü, bütün büyüleri bozuldu (умер, все его чары рассеялись; bozmak — портить; bozulmak — портиться). Güzel kız Tanrı'ya şükürler etti (красавица Аллаха поблагодарила: «благодарности сделала»):

Doğrusunu isterseniz, öcünü alması, bir vuruşta düşmanını öldürmesi işten bile değildi. Ama bunu yapmadı.
"İnsanoğlu bir daha vur! İnsanoğlu bir daha vur! Öldür beni!" diye yalvardı.
Korkunç dev ölmemişti, ama çok kötü bir yara almıştı. Böyle bir yarayla ölmezdi ya alnından kan fışkırdıktan sonra, şimdiye dek yaptığı bütün kötülükler durmadan aklına gelir, içini ezer, ona kötü bir yaratık olmanın acısını çektirtirdi. Böyle yaşamaktansa, ölmek çok daha iyiydi. Tembel Ahmet kılıcını bir kez daha indirdi. Dev bir dağ gibi devrildi. Öldü, bütün büyüleri bozuldu. Güzel kız Tanrı'ya şükürler etti:

"Şimdi nişanlım da kurtulmuş (теперь мой жених тоже освободился), gene akıllı bir adam olmuştur (снова стал умным человеком)!" dedi (сказала).
Tembel Ahmet karısını anımsadı (Ленивый Ахмед о жене своей вспомнил). Hemen onun yanına dönmek (тут же к ней вернуться), büyük başarılarını anlatmak isterdi (о своем большом успехе рассказать захотел). Ama güzel kız, hemen yola çıkmayı uygun görmedi (но красавица сразу уходить: «на дорогу выходить» правильным, подходящим не посчитала). Önce devin sarayını, bahçelerini dolaştılar (сначала дворец великана, его сады обошли). Zincirlere bağlı tutsaklar vardı (цепями прикованные пленники там были), hepsini kurtardılar (всех освободили). Çok değerli mücevherler vardı (очень дорогие драгоценности были), alabildikleri kadar aldılar (сколько смогли взять, забрали). Ahıra gidip atları çıkardılar (в конюшню зайдя, коней вывели). Çok değerli malları yükleyerek yola çıktılar (очень ценными товарами их нагрузив, в путь отправились). Derin kuyu tozlu bir yol oldu (глубокий колодец в пыльную дорогу превратился), gece gündüz demeden gittiler (и день и ночь беспрестанно шли они). En sonunda Tembel Ahmet'in kentine geldiler (в конце концов, в город Ленивого Ахмеда пришли).

"Şimdi nişanlım da kurtulmuş, gene akıllı bir adam olmuştur!" dedi.
Tembel Ahmet karısını anımsadı. Hemen onun yanına dönmek, büyük başarılarını anlatmak isterdi. Ama güzel kız, hemen yola çıkmayı uygun görmedi. Önce devin sarayını, bahçelerini dolaştılar. Zincirlere bağlı tutsaklar vardı, hepsini kurtardılar. Çok değerli mücevherler vardı, alabildikleri kadar aldılar. Ahıra gidip atları çıkardılar. Çok değerli malları yükleyerek yola çıktılar. Derin kuyu tozlu bir yol oldu, gece gündüz demeden gittiler. En sonunda Tembel Ahmet'in kentine geldiler.

Tembel Ahmet güzel kızla birlikte küçük evine gitti (Ленивый Ахмед с красавицей вместе к его маленькому домику пошли). Kapıyı yoksul bir kadın açtı (дверь бедная женщина открыла). Tembel Ahmet'in anasıyla karısının (мать и жена Ленивого Ахмеда) çok güzel bir saray yaptırdıklarını (очень красивый дворец построили), bu evi kendilerine bıraktıklarını söyledi (а этот дом ей оставили, сказала). Tembel Ahmet şaşırıp kaldı (Ленивый Ахмед очень удивился). Ama güzel kız gülümsedi (но красавица улыбнулась): "Niçin şaşırıyorsun (чему ты удивляешься)? Yolladığın narlar yakuttu (отправленные тобой гранаты были рубинами)!" dedi. Yoksul kadın önlerinden gitti (бедная женщина перед ними пошла), güzel sarayın yolunu gösterdi (к красивому дворцу дорогу показала).
Tembel Ahmet'in anasının, hele karısının sevincini hiç sormayın (о радости матери Ленивого Ахмеда, а особенно его жены и не спрашивайте). Tembel Ahmet'in boynuna sarılıp duruyor (у Ленивого Ахмеда на шее повисли), sarılmaktan usanmıyorlardı (наобниматься не могут; usanmak — испытывать скуку, пресыщение). Bir yandan da olanı biteni anlatıyorlardı (в тоже время, что с ними произошло, рассказывают). Güzel kız da bu sözlerden (красавица с этих слов) nişanlısının kentte bulunduğunu (что в городе своего жениха находится), yedi yıldır görünmeyen şehzadenin gene dolaşmaya başladığını öğrendi (что семь лет не появлявшийся сын падишаха снова появился, узнала; dolaşmak — ходить, бродить).

Tembel Ahmet güzel kızla birlikte küçük evine gitti. Kapıyı yoksul bir kadın açtı. Tembel Ahmet'in anasıyla karısının çok güzel bir saray yaptırdıklarım, bu evi kendilerine bıraktıklarını söyledi. Tembel Ahmet şaşırıp kaldı. Ama güzel kız gülümsedi: "Niçin şaşırıyorsun? Yolladığın narlar yakuttu!" dedi. Yoksul kadın önlerinden gitti, güzel sarayın yolunu gösterdi.
Tembel Ahmet'in anasının, hele karısının sevincini hiç sormayın. Tembel Ahmet'in boynuna sarılıp duruyor, sarılmaktan usanmıyorlardı. Bir yandan da olanı biteni anlatıyorlardı. Güzel kız da bu sözlerden nişanlısının kentte bulunduğunu, yedi yıldır görünmeyen şehzadenin gene dolaşmaya başladığını öğrendi.

Padişaha da, oğluna da haber yollayıp (падишаху и его сыну отправили эту новость) onları saraylarına çağırdılar (их в свой дворец пригласили). Padişah gelince (когда падишах пришел), küçük kızı, yani Tembel Ahmet'in karısı (его младшая дочь, то есть Ленивого Ахмеда жена), bir köşeye saklandı, görünmedi (в углу спряталась, он ее не увидел). Ancak padişah da, oğlu da böyle şeylerin ayrımına varamayacak ölçüde sevinçliydiler (только падишах и его сын, такое заметив, очень: «в недостижимой мере» радостными были): Güzel kızı gördükten sonra (после того, как красавицу увидели) gözleri başka bir şeyi görmez olmuştu (их глаза других вещей не замечали). Güldüler, eğlendiler (смеялись, веселились), "Artık mutluluk içindeyiz (теперь мы счастливы: «мы внутри счастья»), bütün üzüntülerimizden kurtulduk (ото всех наших бед избавились), her şeyimiz tamam (все у нас в порядке)!" dediler (говорили). Padişah küçük kızını ancak o zaman anımsadı (падишах о своей младшей дочери только тогда вспомнил). Ne olmuştu, nereye gitmişti, ölmüş müydü, yaşıyor muydu (что с ней стало, куда она ушла, умерла ли, жива ли)? Ya o gülünç adam, o gülünç adam (а тот смешной человек, тот смешной человек)?.. Büyük bir keder sardı padişahın içini (большое горе сжало душу падишаха; sarmak — обвязывать, опоясывать). Kaşığı elinden düştü (ложка из руки его выпала). Bunca duygusuz olduğu için utandı (из-за того, что таким бесчувственным был, очень застеснялся) gözlerini önüne dikti (уставился перед собой), işte o zaman gözleri kaşıklara, tabaklara takıldı (и вот тут-то его глаза ложки и тарелки заметили; takılmak — связываться, примыкать).

Padişaha da, oğluna da haber yollayıp onları saraylarına çağırdılar. Padişah gelince, küçük kızı, yani Tembel Ahmet'in karısı, bir köşeye saklandı, görünmedi. Ancak padişah da, oğlu da böyle şeylerin ayrımına varamayacak ölçüde sevinçliydiler: Güzel kızı gördükten sonra gözleri başka bir şeyi görmez olmuştu. Güldüler, eğlendiler, "Artık mutluluk içindeyiz, bütün üzüntülerimizden kurtulduk, her şeyimiz tamam!" dediler. Padişah küçük kızını ancak o zaman anımsadı. Ne olmuştu, nereye gitmişti, ölmüş müydü, yaşıyor muydu? Ya o gülünç adam, o gülünç adam?.. Büyük bir keder sardı padişahın içini. Kaşığı elinden düştü. Bunca duygusuz olduğu için utandı, gözlerini önüne dikti, işte o zaman gözleri kaşıklara, tabaklara takıldı.

Küçük kızına verdiği çeyizlerdi bunlar (младшей дочери отданным приданым они были). Birden yerinden fırladı (вдруг вскочил с места). "Kızımı buldum (дочь свою нашел)! Çok şükür kızımı da buldum (слава Богу, дочь свою тоже нашел)"! diye haykırdı (воскликнул). Sevincinden ağlamaya başladı (от радости плакать начал). Kızı da geldi, boynuna sarıldı (дочь его пришла, на шею бросилась). Her şey anlaşıldı (все объяснилось). Padişah Tembel Ahmet'e hayran kaldı (падишах от Ленивого Ахмеда в восторг/изумление пришел). Kendisi çok yaşlanmıştı (сам он очень состарился), oğlu da hasta sayılırdı (сын его больным считался), yerini Tembel Ahmet'e bırakmak (свое место Ленивому Ахмеду оставить), tahtına onu oturtmak istedi (на трон его посадить захотел). Tembel Ahmet "Olmaz" dediyse de padişah dinlemedi (Ленивый Ахмед, не пойдет, сказал, но падишах не слушал). Gene tembelliği tuttu Tembel Ahmet'in (снова лень на Ленивого Ахмеда напала; tutmak — держать, хватать), fazla karşı gelmedi (долго не сопротивлялся: «против не шел»), en sonunda boyun eğdi (в конце концов он согласился: «шею нагнул»). Ama bu tembellik uzun sürmedi (но эта лень долго не длилась), ülkesini yıllar boyunca çok güzel yönetti (страной на протяжении долгих лет очень хорошо управлял), çalıştı, didindi (работал, очень старался), büyük işler yaptı (великие дела совершал), ülkeyi sürekli barışa kavuşturdu (страну к продолжительному миру привел; kavuşturmak — присоединять), herkese sevdirdi kendini (всех влюбил в себя; sevmek —  sevdirmek — заставить полюбить). Yalnız gene bir tembellik etmiş, çocuk yetiştirmemişti (только в одном лень проявил, ребенка не вырастил, не произвел).

Küçük kızına verdiği çeyizlerdi bunlar. Birden yerinden fırladı. "Kızımı buldum! Çok şükür kızımı da buldum!" diye haykırdı. Sevincinden ağlamaya başladı. Kızı da geldi, boynuna sarıldı. Her şey anlaşıldı. Padişah Tembel Ahmet'e hayran kaldı. Kendisi çok yaşlanmıştı, oğlu da hasta sayılırdı, yerini Tembel Ahmet'e bırakmak, tahtına onu oturtmak istedi. Tembel Ahmet "Olmaz" dediyse de padişah dinlemedi. Gene tembelliği tuttu Tembel Ahmet'in, fazla karşı gelmedi, en sonunda boyun eğdi. Ama bu tembellik uzun sürmedi, ülkesini yıllar boyunca çok güzel yönetti, çalıştı, didindi, büyük işler yaptı, ülkeyi sürekli barışa kavuşturdu, herkese sevdirdi kendini. Yalnız gene bir tembellik etmiş, çocuk yetiştirmemişti.

Bu nedenle, Tembel Ahmet öldüğü zaman (по этой причине, когда Ленивый Ахмед умер) yerine geçecek kimse bulunamadı (на его место посадить никого не нашли), hem de onun yerini tek bir adam kolay kolay dolduramazdı (да и его место один единственный человек так легко и не смог бы заполнить). Ülkedeki insanlar, başka bir çözüm düşündüler (люди страны другое решение придумали). Tembel Ahmet'in yerine bir değil (на место Ленивого Ахмеда не одного), birçok insan seçtiler (а нескольких людей выбрали). Onlar da namuslu insanlardı doğrusu (они были уважаемыми людьми, что правда то правда), ülkeyi çok iyi yönettiler (страной очень хорошо управляли), Tembel Ahmet'i aratmadılar (Ленивого Ахмеда не подводили: «не заставляли жалеть о том, что его нет»). Unutturmadılar da (и не забывали).

Bu nedenle, Tembel Ahmet öldüğü zaman yerine geçecek kimse bulunamadı, hem de onun yerini tek bir adam kolay kolay dolduramazdı. Ülkedeki insanlar, başka bir çözüm düşündüler. Tembel Ahmet'in yerine bir değil, birçok insan seçtiler. Onlar da namuslu insanlardı doğrusu, ülkeyi çok iyi yönettiler, Tembel Ahmet'i aratmadılar. Unutturmadılar da.

0



Рейтинг форумов | Создать форум бесплатно © 2007–2017 «QuadroSystems» LLC